Pezeşkiyan’dan Washington’a “Güven” Resti: “İran Zorbalığa Boyun Eğmez”

Pezeşkiyan’dan Washington’a “Güven” Resti: “İran Zorbalığa Boyun Eğmez”

Pakistan’ın başkenti İslamabad’da gerçekleştirilmesi beklenen ikinci tur müzakereler öncesi Tahran ve Washington arasındaki gerilim, karşılıklı sert açıklamalarla tırmanıyor. İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ABD’nin müzakere sürecindeki tutumunu “yapıcı olmayan ve çelişkili” olarak nitelendirerek, Washington’a net bir mesaj gönderdi.

“Diyaloğun Temeli Taahhütlere Bağlılıktır”

Sosyal medya hesabı üzerinden açıklamalarda bulunan Pezeşkiyan, ABD ile yürütülen diplomatik temasların önündeki en büyük engelin “güven bunalımı” olduğunu vurguladı. İran halkının baskı altında masaya oturmayacağını belirten Pezeşkiyan, şu ifadeleri kullandı:

“Taahhütlere bağlılık, her türlü diyaloğun meşru temelidir. ABD hükümetinin geçmişteki davranışlarına yönelik var olan derin tarihi güvensizliğe ek olarak, son günlerdeki çelişkili yaklaşımı acı bir mesaj içeriyor. Onlar İran’ın teslim olmasını istiyor ancak İran halkı zorbalığa boyun eğmez.”

Abluka ve Müzakere Çelişkisi

İran tarafı, ABD’nin bir yandan barış görüşmeleri yürütürken diğer yandan Hürmüz Boğazı’ndaki askeri ablukayı ve gemi denetimlerini sürdürmesini “samimiyetsizlik” olarak nitelendiriyor. Pezeşkiyan’ın “yapıcı olmayan yaklaşım” eleştirisi, ABD Başkanı Trump’ın “Anlaşma bugün imzalanacak” iddiasına karşılık Tahran’ın temkinli ve sert duruşunu yansıtıyor.

“Teslimiyet Değil, Hakların Korunması”

Pezeşkiyan, İran’ın istikrarsızlık peşinde olmadığını ancak ulusal çıkarlarından ve halkın onurundan taviz vermeyeceklerini yineledi. Washington’dan gelen “nükleer silahlardan tamamen vazgeçme” ve “askeri kapasitenin tasfiyesi” gibi taleplerin, Tahran tarafından “teslimiyet dayatması” olarak algılandığı bir kez daha tescillenmiş oldu.

İslamabad Zirvesi Tehlikede mi?

Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’ın bu çıkışı, ABD heyetinin İslamabad’a doğru yola çıktığı bir saatte gelmesi dikkat çekti. Diplomatik kaynaklar, İran’ın “eşit şartlarda müzakere” zemininde ısrarcı olduğunu ve ABD’nin sahadaki askeri baskıyı (ablukayı) kaldırmadan nihai bir anlaşmaya imza atmaya niyetli olmadığını değerlendiriyor.