Mücteba Hamaney’den “Ekonomik ve Kültürel Seferberlik” Çağrısı
İran’ın yeni dini lideri Mücteba Hamaney, 1 Mayıs İşçi ve Emekçiler Bayramı dolayısıyla yayımladığı mesajda, ülkesinin içinde bulunduğu zorlu sürece dair stratejik değerlendirmelerde bulundu. Askeri alandaki kabiliyetlerin dünyaya kanıtlandığını savunan Hamaney, mücadelenin artık ekonomik ve kültürel cephede yoğunlaşması gerektiğini vurguladı.
“Askeri Gücümüzü Kanıtladık”
İran’ın 47 yıllık devrim tarihindeki en kritik dönemlerden birinden geçtiğini belirten Hamaney, son dönemde yaşanan askeri gerilimlere ve operasyonlara atıfta bulundu. Mesajında, İran’ın savunma sanayisindeki ilerleyişine dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:
“İran, ilerleme ve yükselişimize karşı çıkanlara karşı askeri alandaki dikkat çekici kabiliyetlerinin bir kısmını dünyaya kanıtlamıştır. Ancak mücadele burada bitmemiştir.”
Yeni Hedef: Ekonomik ve Kültürel Zafer
Hamaney, ülkeye yönelik uluslararası baskıların ve ekonomik ablukanın ancak “çalışkanlık ve bağlılıkla” aşılabileceğini belirtti. Çalışma sahasının sadece fabrikalarla sınırlı olmadığını; evlerden tarlalara, hizmet sektöründen teknoloji merkezlerine kadar her alanın birer “cephe” olduğunu ifade etti:
“İran, ekonomik ve kültürel mücadele aşamasında da düşmanlarını umutsuzluğa düşürmeli ve yenilgiye uğratmalıdır. Bu geniş alan ne ölçüde çalışkanlıkla beslenirse, ülkenin ilerlemesi de o ölçüde sağlam şekilde güvence altına alınır.”
İşçi Sınıfına “Stratejik Rol” Vurgusu
İşçilerin ekonomik bağımsızlığın temel taşı olduğunu vurgulayan dini lider, üretimin artırılmasının dış müdahalelere karşı en büyük savunma mekanizması olduğunu kaydetti. Hamaney’in mesajı, özellikle ABD’nin Hürmüz Boğazı ablukası ve ekonomik yaptırımlarının İran iç siyasetinde ve ekonomisinde yarattığı baskının hissedildiği bir dönemde, halka “direniş ve üretim” motivasyonu verme çabası olarak yorumlandı.
“Düşmanı Umutsuzluğa Düşürmeliyiz”
Mücteba Hamaney, mesajının sonunda İran halkının ve işçilerinin sadakatinin, “düşman” olarak nitelendirdiği küresel güçlerin planlarını bozacağını iddia ederek, ekonomik kalkınmanın kültürel değerlerle birleştiği bir “yenilgiye uğratma” stratejisinin altını çizdi.