Filistin’den İngiltere’ye Balfour Deklarasyonu’nun yol açtığı haksızlıkları düzeltme çağrısı
Filistin Dışişleri Bakanlığı, 2 Kasım 1917 tarihinde yayımlanan ve Ortadoğu’nun kaderini değiştiren Balfour Deklarasyonu’nun 109. yıl dönümü dolayısıyla yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada, bildirinin Filistin halkının maruz kaldığı tarihi haksızlıkların başlangıç noktası olduğu belirtilerek uluslararası topluma sorumluluk alma çağrısında bulunuldu.
“Sömürgeci Projenin Dönüm Noktası”
Balfour Deklarasyonu’nun bölgedeki yıkıcı etkilerine dikkat çekilen bakanlık açıklamasında şu ifadelere yer verildi:
“Balfour Deklarasyonu, Filistin’i, halkını, ulusal ve tarihi haklarını hedef alan yerleşimci sömürgeci projenin gidişatında bir dönüm noktası oluşturmuştur.”
Açıklamada, deklarasyonun açtığı yolun 1948 yılındaki Nekbe (Büyük Felaket) ile birleşerek zorunlu göç, topraklara el koyma, işgal, yasa dışı yerleşimler ve ilhaka kadar uzanan katliamlar silsilesini doğurduğu vurgulandı. Deklarasyonun nihai sonuçlarının bugün Filistin halkının maruz kaldığı soykırım, aç bırakma ve zorla yerinden edilme politikalarıyla devam ettiği kaydedildi.
İngiltere’nin Filistin Devletini Tanıma Kararına Övgü
İngiltere’nin 2025 yılında Filistin devletini resmen tanıması ve yasa dışı İsrail yerleşimlerinde üretilen ürünlere yönelik boykot tutumu Filistin yönetimi tarafından memnuniyetle karşılandı. Bakanlık, bu adımın tamamlanması için Filistin halkının devredilemez haklarının eksiksiz şekilde tanınması temennisinde bulundu.
Deklarasyonun 109. yılının altı çizilerek, bu dönüm noktasının “Filistin halkına yönelik devam eden tarihi haksızlığı sona erdirmek için uluslararası mutabakatın yenilenmesi adına bir fırsat” olarak değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi.
Tarihsel Arka Plan: Balfour Deklarasyonu Nedir?
İngiltere, 2 Kasım 1917’de yayımladığı Balfour Deklarasyonu ile Filistin topraklarında bir “Yahudi ulusal yuvası” kurulmasını destekleyen ilk büyük küresel güç olmuştu.
Dönemin İngiltere Dışişleri Bakanı Arthur James Balfour, bu desteği Siyonist hareketin önde gelen isimlerinden Lord Walter Rothschild‘e yazdığı tarihi mektupla ilan etmişti. Mektupta, Filistin’de bir Yahudi vatanı oluşturulmasına verilen desteğin yanı sıra bölgede mevcut Yahudi olmayan toplumların sivil ve dini haklarına zarar verilmeyeceği taahhüt edilse de, bildiri İsrail devletinin kuruluşuna giden sürecin ana taşıyıcısı ve bölgedeki onlarca yıllık çatışmanın zemin sağlayıcısı oldu.