ABD’nin 4 başkanıyla gerilim yaşayan Netanyahu döneminde, yeni neslin İsrail’e bakışı dönüşüyor
ABD ile İsrail arasındaki ilişkiler, liderler düzeyinde son yılların en derin diplomatik tıkanıklıklarından birini yaşıyor. Yaklaşık 30 yıldır İsrail siyasetine yön veren ve geçmişte Clinton, Bush ve Obama gibi liderlerle de ciddi krizler yaşayan Netanyahu, Donald Trump’ın ikinci başkanlık döneminde de Washington duvarına çarptı.
Netanyahu’nun ABD’yi ziyaret etmek ve Trump ile görüşmek için yaptığı çok sayıda girişim karşılıksız kaldı. Beyaz Saray’dan somut bir geri dönüş alamayan İsrail Başbakanı, ABD’ye yapmayı planladığı ziyareti iptal etmek zorunda kaldı; gerekçe olarak ise ABD’li Senatör Lindsey Graham’ın cenaze töreninin ay sonuna çekilmesini gösterdi. Bu iptal, iki başkent arasındaki “soğuk savaşın” en net göstergesi olarak kayıtlara geçti.
İki lider arasındaki iplerin kopma noktasına geldiği an ise haziran başında yaşandı. Washington, İran ile bölgesel gerilimi düşürecek geçici bir mutabakat üzerinde çalışırken, İsrail’in Beyrut’un güneyindeki Hizbullah hedeflerine ağır saldırılar düzenlemesi Trump’ı küplere bindirdi.
Sızan bilgilere göre, Trump yaklaşık 15 dakika süren telefon görüşmesinde Netanyahu’ya sert ifadelerle çıkışarak “Ne yapıyorsun?” dedi ve İsrail Başbakanı’nı Washington’ın diplomatik çabalarını riske atan bir “çılgın” olmakla suçladı.
Trump, G7 Zirvesi’nde de eleştirilerini sürdürerek gazetecilere şu açıklamayı yaptı:
“Bibi iyi bir adam ama bazen kendini fazla kaptırıyor. Lübnan konusunda daha yumuşak bir yaklaşım benimseyebilir. Biraz daha sorumlu davranması gerekiyor.”
Stratejik Ayrışma: İran ve Lübnan
Trump ve Netanyahu arasındaki krizin temelinde iki ana dosya bulunuyor:
- İran Politikası: Trump yönetimi, Tahran ile geçici bir anlaşma yaparak çatışmaları sonlandırmayı ve nükleer müzakerelerin önünü açmayı hedeflerken; Netanyahu, İran’ın uranyum zenginleştirme altyapısı tamamen sökülmeden hiçbir anlaşmanın kabul edilemeyeceğini savunuyor.
- Lübnan ve Hizbullah: ABD bölgesel bir ateşkesi öncelerken, Tel Aviv hükümeti Hizbullah’ın askeri kapasitesi tamamen yok edilene kadar durmayacağını belirtiyor.
Amerikan Kamuoyunda Tarihi Kırılma: Genç Nesil İsrail Desteğini Çekiyor
Liderler arasındaki bu çekişme, Amerikan kamuoyunun İsrail’e bakışındaki dramatik dönüşümle de destekleniyor. Pew Research şirketinin nisan ayında yaptığı son anket, çarpıcı verileri ortaya koydu:
- ABD’lilerin yüzde 60’ı İsrail hakkında olumsuz görüşe sahip. (Bu oran Mart 2022’de %43, Nisan 2025’te ise %53 seviyesindeydi.)
- İsrail’e “çok olumsuz” bakanların oranı %28’e ulaştı.
- ABD halkının yüzde 59’u, Netanyahu’nun küresel meselelerde doğru kararlar alacağına güvenmiyor.
Columbia Üniversitesinden Prof. Dr. Richard Betts, bu durumu yeni neslin İkinci Dünya Savaşı psikolojisini taşımamasına ve İsrail’in Gazze’deki hamlelerine bağlıyor. Betts, “Her ne kadar Demokrat ve Cumhuriyetçi elitler içgüdüsel olarak İsrail’i desteklese de, 18-49 yaş grubundaki genç seçmenler arasında hem sağda hem solda İsrail karşıtlığı artık çoğunluk haline geldi” değerlendirmesinde bulunuyor.
Clinton’dan Bugüne Değişmeyen “Netanyahu Kronolojisi”
Netanyahu’nun Washington ile yaşadığı krizler aslında yeni değil. İsrail Başbakanı’nın geçmiş sicili, ABD başkanlarıyla olan kronik uyumsuzluğunu gösteriyor:
- Bill Clinton Dönemi (1996-1999): Oslo Barış Süreci’ni yavaşlatan Netanyahu, Clinton’ı çileden çıkarmıştı. Clinton’ın yardımcılarına “Bu adam kim sanıyor kendini? Burada süper güç kim?” diye bağırdığı anılarında yer almıştı.
- George W. Bush Dönemi (2001-2009): İki devletli çözümü öngören “Yol Haritası”na karşı çıkan Netanyahu, Şaron’un Gazze’den çekilme planını protesto ederek Maliye Bakanlığı görevinden istifa etmişti.
- Barack Obama Dönemi (2009-2017): 2015’teki İran Nükleer Anlaşması’na (JCPOA) karşı çıkan Netanyahu, Beyaz Saray’ın onayını almadan ABD Kongresi’ne giderek Obama’ya doğrudan meydan okumuş, ilişkileri kopma noktasına getirmişti.