Pakistan ve Çin’den Tarihi “Hürmüz” Çıkışı: “Derhal Ateşkes”

Pakistan ve Çin’den Tarihi “Hürmüz” Çıkışı: “Derhal Ateşkes”

Orta Doğu’da bir ayı aşkın süredir devam eden ve küresel ekonomiyi sarsan savaşın durdurulması için Asya’nın iki devi Pakistan ve Çin’den ortak bir hamle geldi. Çin’de bir araya gelen Pakistan Dışişleri Bakanı Ishaq Dar ve Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, yayınladıkları ortak bildiriyle taraflara “derhal ateşkes” ve “diplomasi” çağrısında bulundu.

“Ekonomik Yıkım Kapıda”

İki ülkenin dışişleri bakanları, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının bölge sınırlarını aşan etkilerine dikkat çekti. Ortak açıklamada, İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki enerji sevkiyatlarını fiilen engellemesinin dünya genelinde ciddi bir ekonomik krize ve enerji darboğazına yol açtığı vurgulandı.

Diyalog İçin “Tek Geçerli Seçenek” Vurgusu

Çin ve Pakistan, askeri yöntemlerin çözüme hizmet etmediğini belirterek tarafları masaya davet etti:

“Diyalog ve diplomasi, anlaşmazlıkların çözümünde tek geçerli seçenektir. İlgili tarafları müzakere başlatmaya, barışçıl çözüme bağlı kalmaya ve görüşmeler süresince güç kullanımından kaçınmaya davet ediyoruz.”

Hürmüz Boğazı İçin Acil Eylem Çağrısı

Küresel ticaretin can damarı olan Hürmüz Boğazı’nın mevcut durumu, bildirinin en kritik maddelerinden biri oldu. Açıklamada şu talepler sıralandı:

  • Gemi Güvenliği: Boğazda mahsur kalan gemilerin ve mürettebatın güvenliği derhal sağlanmalıdır.
  • Boğazın Açılması: Enerji taşımacılığı için hayati öneme sahip olan güzergah, en kısa sürede uluslararası geçişlere yeniden açılmalıdır.
  • İnsani Yardım: Savaştan etkilenen bölgelere yardımların ulaştırılması için güvenli koridorlar oluşturulmalıdır.

Siviller ve Altyapı Korunmalı

Taraflardan sivillere ve sivil altyapıya yönelik saldırıları durdurmasını talep eden Pekin ve İslamabad, çatışmanın daha geniş bir coğrafyaya yayılmasını önlemek için azami çaba gösterilmesi gerektiğini hatırlattı. Bu ortak açıklama, özellikle Çin’in bölgedeki arabuluculuk rolünü güçlendirme isteği ve Pakistan’ın bölge güvenliğine dair endişelerinin bir birleşimi olarak yorumlandı.