MİT Başkanı Kalın’dan NATO’da “güçlü ortaklık ve eşit ilişki kritik önemde” mesajı:
Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı İbrahim Kalın, 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi kapsamında; Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, Münih Güvenlik Konferansı (MSC) ve Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) işbirliğinde Ankara Palas’ta düzenlenen “Müttefikler Ankara’da” programında konuştu. Güvenlik kaynaklarından alınan bilgiye göre Kalın, dünyadaki değişimlere dikkat çekerek ittifak içinde “güçlü ortaklık ve eşit ilişkinin kritik önemde” olduğunu vurguladı.
“Güvenliği Sadece Askeri Bir Kavram Olarak Tanımlamak İmkansız”
MİT Başkanı Kalın, güvenliği sadece askeri bir kavram olarak tanımlamanın imkansız olduğunu söyleyerek, NATO ittifakının “bu yeni gerçeğe uyum sağlaması gerektiğini” belirtti. Bu durumun herkese, stratejik güvenlik ortamına katkı verme sorumluluğu yüklediğini ifade eden Kalın, dünyanın belirsizlik, stratejik rekabet, kutuplaşma ve parçalanma gibi değişimleri “aynı anda” yaşadığını dile getirdi. Güvenlik, tehdit ve kimliklerin hibrit hale evrildiğinin altını çizen Kalın, “Uluslar, sınırlar, devletler gibi geleneksel tanımlar hibrit ve çok boyutlu hale geldi ve bu durum devlet, bireyler, toplumlar, güvenlik ittifakları tanımının yeniden değerlendirilmesini gerektiriyor” şeklinde konuştu.
“İttifak İçinde Tutarlılık ve Eşitlik Eksikliği Var”
İttifak’ta güçlü ortaklık ve eşit ilişkinin önemine değinen Kalın, son birkaç on yıldır üye devletler arasında “tutarlılık ve eşitlik eksikliğinin İttifak’ın iç eleştirilerinden biri” haline geldiğine işaret etti. NATO bağlamında kolektif güvenlik kavramının “Herkes güvende olmadan hiçbirimiz güvende değiliz” fikrine dayandığını aktaran Kalın, “Bu yüzden İttifak’ın metninin içinde ‘bir üye devlet tehdit altındaysa veya saldırı ile karşılaşırsa tüm üyelerin buna yanıt vermesi isteniyor’ ancak bu her zaman uygulanmamıştır” dedi.
İttifak’ın Önemli Unsuru: “Tamamlayıcılık”
Stratejik dayanıklılık ve önleyici diplomasinin mevcut güvenlik ortamında önemli unsurlar olduğunu söyleyen Kalın, dayanıklılığın, “güvenlik sorunlarıyla başa çıkacak yeterli sermayeye ve derinliğe sahip olunması” anlamına geldiğine işaret etti. İttifak marjında kapasite paylaşımının önemini vurgulayarak şunları kaydetti:
“Hiçbir üye ülke dünyadaki tüm kapasitelere sahip olamaz, bu yüzden paylaşım önemlidir. Tamamlayıcılık İttifak’ın önemli bir unsurudur. Bu nedenle, stratejik ittifak kolektif bir kavramdır. Her üye kendi stratejik egemenliğine, bağımsızlığına veya direncine sahip olmaya çalışır ancak tüm bu farklı kapasiteler birleştirildiğinde anlamlıdır; bu nedenle İttifak içi güvenlik programları, savunma sanayisi programları son derece önemlidir ancak yine ortak sorumluluk kavramına dayanmalıdır.”
Savunma sanayisinde endüstriyel kapasitelerin paylaşılması gerektiğini, böylelikle ortaya çıkacak caydırıcılığın “önleyici kapasiteler” geliştirebileceğini dile getiren Kalın, “Caydırıcılık, temelde, herhangi bir rakibi ya da tehdidi ortaya çıkmaya başlamadan önleyecek yeterli yeteneğe sahip olmanız anlamına gelir” diye konuştu.
“Belirsizlik Mutlaka Kaos Demek Değildir”
Stratejik güvenlik ortamının güvenilir ve sağlıklı tutulmaması halinde çatışma ve savaşların kaçınılmaz hale geleceğini belirten Kalın, NATO ittifakının “kolektif stratejik güvenlik yatırımları” yapmasının önemli olduğunun altını çizdi. Birlik ile çeşitlilik arasında bir denge kurulması gerektiğini söyleyen Kalın, “Belirsizlik zamanımızın bir özelliği ancak belirsizlik mutlaka kaos anlamına gelmez. Belirsizlik size birden fazla düzeyde düşünme fırsatı verebilir. Belirsizlik sizi plan A, plan B, plan C yapmaya zorlayabilir. Eğer Plan A işe yaramazsa, Plan B’yi değiştirmek zorunda kalırsınız. Bence bu hepimizi daha dayanıklı kılar” dedi.
“Merkez-Çevre İlişkisini Doğru Bulmuyoruz”
NATO için bir merkez tanımı olduğunu düşünmediğini ifade eden Kalın, İttifak marjında güç, asker sayısı, kapasite, endüstriyel katkı gibi kriterler baz alındığında Türkiye’nin, dünyanın en büyük ve en güçlü savunma sanayilerinden birine sahip olduğunu vurguladı. Türkiye’nin “ikinci en büyük orduya sahip olması” dolayısıyla oldukça yüksek bir konuma yükseldiğine ve Orta Doğu, Orta Asya, Karadeniz, Rusya ve Afrika gibi dünyanın farklı bölgeleriyle etkileşim kurabildiğine dikkati çekti.
Uluslararası literatürde Türkiye’nin “NATO’nun güney kanadı” olarak nitelendirildiğinin farkında olduğunu ve bunun sadece coğrafi olarak doğru olduğunu kaydeden Kalın, şu sert eleştiriyi getirdi:
“Doğru ama İngiltere’yi NATO’nun kuzey kanat ülkesi olarak adlandırıyor myuz? Hayır, adlandırmıyoruz. Türkiye’nin sürekli NATO’nun güney kanat ülkesi olarak tanımlanması anlaşılmaz bir durum. NATO’nun bir tane merkezi var, o da Brüksel’de. Bunun dışında merkez-çevre ilişkisi tanımlamasını doğru bulmuyoruz. NATO’da müttefikler arasında hiyerarşiler kurulmasını kabul etmiyoruz. Eşit ilişki temelinde işbirliğini esas alıyoruz.”
NATO Ankara Zirvesi Başladı
Türkiye’nin ev sahipliğinde bugün başlayan ve iki gün sürecek Ankara Zirvesi’ne 32 üye ülkenin yanı sıra Asya-Pasifik’teki bazı NATO ortaklarının liderleri ile Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy gibi çeşitli davetliler katılıyor.
NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’nde liderler ilk olarak, şimdiye kadarki en kapsamlı NATO Savunma Sanayi Forumu’nda bir araya geldi. Yarın da oturumlarda zirvenin ana gündem maddeleri ele alınacak. Transatlantik ilişkilerde son dönemde artan gerginliklere rağmen müttefiklerin birlik ve dayanışma mesajı vermesi beklenen zirvede; ana gündem maddeleri arasında Avrupa’nın konvansiyonel savunmada liderliği üstlenmesi ve ABD’nin Avrupa’daki askeri varlığının yeniden değerlendirilmesini öngören “NATO 3.0” vizyonunun inşa edilmesi bulunuyor.
Ukrayna’ya desteğin geleceğinin de ele alınacağı zirvede, müttefiklerin savunma harcamalarını ve savunma sanayi üretim kapasitelerini artırmaları konusunda taahhütlerde bulunmaları bekleniyor. Ankara Zirvesi, uluslararası basının en yoğun katılım gösterdiği NATO Zirvesi olarak da öne çıkıyor.