Gazze’de Çadırların Gölgesinde Kurban Bayramı: Çocuklar 3 Yıldır Eski Günlere Hasret
İsrail’in iki yıl boyunca karadan, havadan ve denizden gerçekleştirdiği topyekun saldırılar, Gazze Şeridi’nde neredeyse taş üstünde taş bırakmadı. Kentin altyapı ve üstyapısı tarumar edilirken; sağlık, eğitim, tarım ve çevre dahil tüm hayati sistemler çökme noktasına geldi. On binlerce insanın hayattan koparıldığı bölgede, yaklaşık 7,5 ay önce varılan ateşkese rağmen abluka kesintisiz şekilde devam ediyor. Gazzeliler, insani yardımlara muhtaç bir şekilde “ölmeyecek kadar” yaşamaya mahkum edilirken, yaklaşan Kurban Bayramı öncesi bölgedeki insani trajedi çocukların gözlerinden bir kez daha gözler önüne seriliyor.
Bu kaotik ve trajik ortamda Gazze halkı, özellikle de çocuklar, tam 3 yıldır bayramları buruk bir sevinç ve derin bir özlemle karşılıyor. Dünyadaki yaşıtları için bayram; yeni kıyafetler, şekerler, çikolatalar ve parklarda eğlenmek anlamına gelirken, çadırlarda yaşayan Gazzeli çocuklar sadece mutlu bayramların hayalini kurabiliyor.
Yermuk Stadı: Spor Sahasından Mahrumiyet Merkezine
Savaş öncesinde spor aktivitelerine ev sahipliği yapan Gazze kentindeki tarihi Yermuk Stadı, iki yıl süren ağır bombardımanların ardından bugün binlerce insanın sığındığı bir barınma merkezine dönüşmüş durumda. Statta kurulan çadırlarda; su, elektrik ve kanalizasyon hizmeti olmadan hayatta kalma mücadelesi veriliyor.
Buradaki çocuklar, bayram hazırlığı yapıp oyun oynayacakları yaşta, ailelerine su ve yiyecek bulma, bulaşık yıkama gibi ağır ev işlerinde yardım etmek zorunda kalıyor.
“Savaş Öncesinde Bayramlarımız Çok Güzeldi”
Ailesiyle birlikte Şeyh Rıdvan Mahallesi’nden Yermuk Stadı’na göç etmek zorunda kalan 10 yaşındaki Elin Eş-Şiva, küçük yaşına rağmen çadır hayatının tüm yükünü omuzlayan çocuklardan biri. İçinde bulundukları tüm imkansızlıklara rağmen Kurban Bayramı için umut besleyen Şiva, eski günleri şu sözlerle yad ediyor:
“Savaş öncesinde bayramlarımız çok güzeldi. Bayramlık kıyafet alırdık, çikolata alırdık, kurban keserdik, anne ve babamla dışarı çıkardık. Ben de dünyadaki tüm çocuklar gibi bayramı doyasıya yaşamak istiyorum.”
“Evimiz Gitti, Hayalini Kurduğum Kıyafet Dolabım Gitti”
Stadın beton tribünlerinde ailesiyle birlikte yaşam savaşı veren 13 yaşındaki Ritaç Şelha da bayramlık ve oyuncak alarak heyecanla hazırlandıkları eski bayramlara hasret kaldıklarını anlatıyor. Geçtiğimiz Ramazan Bayramı’nda hiçbir şey alamadıklarını belirten Ritaç, bu bayram bir nebze olsun mutlu olabilmeyi diliyor.
Babasının bacağından yaralanması nedeniyle ailede geçimi sağlayacak kimsenin olmadığını söyleyen Ritaç, yaşadıkları çaresizliği şu sözlerle dile getiriyor:
“Evimiz gitti, hep hayalini kurduğum kıyafet dolabım gitti. Babam yaralı. Gördüğünüz gibi bizi zar zor giydiriyor. Oynamak istiyorum. Biri bana bayramlık alsın istiyorum.”
Yaralı Bir Babanın En Ağır Sınavı
Ritaç’ın babası Hamis Şelha, saldırılardan önce 4 katlı kendilerine ait bir binada mutlu bir hayat sürdürdüklerini, ancak şimdi çocuklarıyla birlikte stadın tribün basamaklarında yaşamak zorunda kaldıklarını ifade ediyor. Sol bacağındaki medikal fiksatör (demir aparat) nedeniyle dik ve yüksek tribün merdivenlerini inip çıkmakta büyük acı çektiğini anlatan baba Şelha, merdiven boşluklarında ailecek bir kap yemek yemenin bile neredeyse imkansız olduğunu belirtiyor.
İsrail saldırılarında iki kardeşini, babasını, amcalarını ve yeğenlerini kaybettiğini aktaran acılı baba Hamis Şelha, içine düştükleri durumu şu çarpıcı cümlelerle özetliyor:
“8 çocuğum var. Ben de yaralıyım. Bayram geliyor ve onların hiçbir ihtiyacını karşılayamıyorum. Stada gelen kısıtlı yardımlarla geçiniyoruz. Çocuklar sadece mutlu olmak istiyor.”